Make your own free website on Tripod.com

ORHAN VELi KANIK (1914-1950)

13 Nisan 1914'de Istanbul'da dogdu. Galatasaray'da basladığı öğrenimini, kısa bir süre sonra babasının atandığı Ankara'da sürdürdü. Lise yıllarında Oktay Rıfat ve Melih Cevdet'le tanısıp arkadas oldu. Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi Felsefe Bolumu'ne girdiyse de öğrenimini yarıda bıraktı. PTT Genel Mudurlugu'nde, MEB Tercume Burosu'nda calisti.

Şiir Kitaplari:

Garip (Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le Birlikte, 1941), Vazgecemedigim (1945), Destan Gibi (1946), Yenisi (1947), Karsi (1949), Butun Siirleri (Derleyen: Asim Bezirci, 1982).

``Yahya Kemal eski siir dilini yikti, o dilin siir icin bir zincir oldugunu gosterdi; Nazim Hikmet vezni yikti, vezinsiz de siir olabilecegini, vezinsiz de ahenge erilebilecegini, veznin siir icin, ahenk icin gecilmez bir unsur degil, tam tersine hiz kesen bir zincir oldugunu gosterdi... Orhan Veli cok daha ileri adim atti: siirin kendine oz bir dili, bir vezni olmadigi gibi, kendine ozgu konulari da olmayacagini gosterdi, ahengin, musikinin de siirden kaldirilabilecegini anlatti.'' 

1 Ocak 1949 da yayımlamaya basladığı onbes günde bir çıkan "Yaprak" dergisini 15 Haziran 1950'ye kadar 28 sayı sürdürdü. Dergiyi çıkaramayacağını anlayınca Ankara'dan ayrılıp İstanbul'a gitti. Gene o yılın kasım ayı içinde, bir haftalığına geldiği Ankara'da, bir gece, yolda, tamirat için kazılmış bir çukura düserek ayağından yaralandı. İstanbul'a döndükten bir iki gün sonra bir arkadasının evindeyken birdenbire fenalasarak kaldırıldığı Cerrahpasa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950'de, beyin kanamasından öldü. İste bir garip Orhan Veli'nin yasamının son kesiti... Son siirini tamamlayamadan aramızdan ayrılması ve siirinin müsveddesinin ölümünden sonra cebinde, bir dis fırçasına sarılı bir kagıtta bulunması, beni hep amansız bir hüzüne itti, her siirini okudugumda veya duyduğumda Orhan Veli'yi çok daha iyi anladım.. umarım sizde anlarsınız bu duygu selini...

Şiirlerinden Örnekler

AH NEYDİ BENİM GENÇLİGİM - "Nerede boyle huzunlenmek o zaman; / Icip icip aglamak,"
ANLATAMIYORUM - "Aglasam sesimi duyar misiniz,/ Misralarimda,"
DÜSÜNCELERİMİN BASUCUNDA - "Hasretimin yillardanberi bel bagladigi..,/ Iste odur dusuncelerimin basucunda."
ESKİ KARIM - " Nedendir, biliyor musun; / Her gece ruyama girisin,"
İSTANBUL'U DİNLİYORUM - "Istanbul'u dinliyorum,/ gozlerim kapali,/ Once hafiften bir ruzgar esiyor"
KITABE-I SENG-I MEZAR - " Hicbir seyden cekmedi dunyada / Nasirdan cektigi kadar"
HURRIYETE DOGRU - "Gun dogmadan,/ Deniz daha bembeyazken cikacaksin yola."
GALATA KÖPRÜSÜ - " Dikilir kopru uzerine, / Keyifle seyrederim hepinizi."
EFSANE - "Bir zamanlardi bu gamhanede bir dem vardi / Gece sahilde sular ferce kadar caglardi"
EBABİL - "Alip icinde sesler ucusan bu aksamdan,/ Hafizami bir deniz kiyisina ceken yol."
GÜNES - "Ah aydinliklardan uzaktayim/ Kafamda o dagilmayan sükûn."
DERDİM BASKA - "Sanma ki derdim gunesten oturu/ Ne cikar bahar geldiyse?"
BU SEHRİ BIRAKMAK - "Bu sehirde yagmur altinda dolasilir,/ Limandaki mavnalara bakip."
AFSAR TUMİCİN - "Yuz sene sonra bugunku dunyadan,/ Bir tek insan kalmadigi gun,"
ODAMDA - " Ben miyim bu seylerin sahibi?/ Kafamda bir çocuk var, meraksiz."